Samsun Kent Haber köşe yazarı Prof.Dr. Zafer Şahin, Samsun ile ilgili hayalini yazdığı köşe yazısında, "Bir hayalim var. Samsun’a TÜBİTAK Karadeniz Araştırma Merkezi Kurulması" dedi.
Bir Hayalim Var! Samsun’a TÜBİTAK Karadeniz Araştırma Merkezi Kurulması
Martin Luther King Jr.’ın hâlâ yankı bulan o unutulmaz sözlerini hatırlayarak başlamak istiyorum: “I have a dream – Bir hayalim var.” Bugün ben de aynı ilhamla, Samsun’un bilim ve teknoloji yolculuğuna yön vereceğine inandığım bir hayalimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu hayal, yalnızca bir proje değil; şehrimizin potansiyeline, gençlerimizin yeteneğine ve bölgenin geleceğine dair güçlü bir inançtır. “Benim de bir hayalim var: Samsun’a bir TÜBİTAK Karadeniz Araştırma Merkezi (TÜBİTAK-KAM) kurulması”.
Kıymetli Samsun Kent Haber okuyucuları, bugün sizlerle uzun zamandır kafa yorduğum bir hayali paylaşmak istiyorum. Bilimin, araştırmanın ve yeniliğin ülkemizin geleceğini şekillendiren en güçlü güç olduğuna inanan bir Bilim İnsanı olarak, Samsun’un potansiyeline yakışan büyük bir adımın artık atılması gerektiğini düşünüyorum. Bu hayalim, yalnızca şehrimizin değil, tüm bölgenin kaderini değiştirebilecek nitelikte: Samsun’a bir TÜBİTAK-KAM’IN kurulması. Karadeniz’in zengin ekosisteminden tarımsal kapasitesine, biyoteknoloji fırsatlarından stratejik konumuna kadar pek çok özelliği, TÜBİTAK-KAM’ın Samsun’da filizlenmesi için güçlü sebepler sunmaktadır. Samsun’un bilimsel üretim gücünü artıracak, gençlerimize yeni ufuklar açacak ve bölgeyi ulusal–uluslararası Ar-Ge çalışmalarının merkezi hâline getirecek bu hayal, aslında hepimizin ortak geleceğine dair bir davettir.
Bugün teknoloji üretiminden uzay araştırmalarına, sanayinin Ar-Ge kapasitesinden genç bilim insanlarının yetişmesine kadar pek çok alanda adını duyduğumuz TÜBİTAK, aslında oldukça mütevazı ama bir o kadar da vizyoner bir başlangıcın ürünüdür. TÜBİTAK’ın temelleri 1963 yılında, dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in çağrısı ve Prof. Dr. Cahit Arf başkanlığındaki bilim kurulunun çalışmalarıyla atıldı. Amaç açıktı: Türkiye’nin bilimsel üretim kapasitesini artırmak, araştırmayı teşvik etmek ve ülkeyi çağın gerektirdiği teknoloji seviyesine taşımak. O gün atılan adım, bugün milyonlarca gencin hayallerine dokunan dev bir yapıya dönüşmüş durumdadır.
Kuruluşundan itibaren TÜBİTAK yalnızca bir kurum değil, bir vizyonun taşıyıcısı oldu. Bilim insanlarını destekledi, burs programlarıyla gençlerin önünü açtı, araştırma merkezleriyle Türkiye’nin dört bir yanında bilgi üretti, sanayi ile akademiyi buluşturdu. Savunma sanayisinden yapay zekâya, biyoteknolojiden enerji çalışmalarına kadar pek çok kritik alanda yürütülen projelerin arkasında hep bu kurumun sessiz gücü vardı.
Türkiye’nin hem sanayileşme hedeflerine hem de bilimsel üretim kapasitesine güç katmak amacıyla Ankara’da kurulan TÜBİTAK, kısa sürede ülkenin bilim politikasını şekillendiren temel kurum haline geldi. Ancak bilimin gücünün sahaya, sanayiye ve üretime yansıması için yalnızca politika yeterli değildi; güçlü bir uygulama altyapısına da ihtiyaç vardı. İşte bu ihtiyaçtan doğan en önemli adım, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nin (MAM) kuruluşudur. Temelleri 1960’ların sonunda, Kocaeli’nin Gebze ilçesinde atılan TÜBİTAK MAM, Türkiye’de uygulamalı araştırmaların kalbi olma misyonuyla yola çıktı.
Kurulduğu Gebze kampüsü, stratejik konumu sayesinde hem İstanbul hem Kocaeli sanayisine yakınlığıyla AR-GE sanayi iş birliğini güçlendiren bir merkez haline geldi. İlk yıllarda kimya, malzeme ve enerji alanlarında faaliyet gösteren TÜBİTAK-MAM; zamanla çevre, biyoteknoloji, gıda, savunma ve nanoteknoloji gibi geniş bir bilim yelpazesine yayılarak Türkiye'nin en önemli araştırma üslerinden biri oldu.
Bugün TÜBİTAK ile TÜBİTAK MAM arasındaki ilişki, yalnızca bir kurum ve bağlı merkez ilişkisi değildir. TÜBİTAK bilimsel vizyonu çizerken, MAM bu vizyonu Gebze’deki güçlü laboratuvar altyapısında teknolojiye, ürüne ve toplumsal katkıya dönüştüren kilit yapıdır. Kısacası, TÜBİTAK’tan TÜBİTAK MAM’a uzanan bu serüven, Türkiye’nin bilimsel bağımsızlık yolunda attığı en önemli adımlardan biridir. Peki, bu sürecin devamı niteliğinde olacak bir diğer adım Atatürk’ün Şehri olan Samsun’da da atılamaz mı?
Bir milletin kurtuluşunu sağlayan ilk adımın atıldığı Samsun’a TÜBİTAK-KAM gibi bir kurum yakışmaz mı? Bu nedenle, bu hayalin yalnızca bir fikir olarak kalmasına razı değilim. Samsun’un bilimsel, teknolojik ve ekonomik geleceği adına böyle bir araştırma merkezinin kurulmasını son derece önemsiyorum. Bu vizyoner hayalimin gerçeğe dönüşmesi için bir Bilim İnsanı olarak üzerime düşen ne varsa yapmaya hazırım.
Önümüzdeki süreçte, fikri alt yapısı tamamen bana ait olan bu düşüncemi somut bir adım hâline getirmek amacıyla Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere, TÜBİTAK’a, Yükseköğretim Kuruluna ve Samsun Valiliği gibi ilgili kurumlara resmi başvurular yapacağım. Sizleri de bu konuda bana destek olmaya davet ediyorum. İyi bildiğim bir husus var o da büyük projeler önce bir kişinin yüreğinde filizlenir, sonra doğru kapıları çalarak büyür ve zamanla bir kentin hatta bir ülkenin kaderini değiştirecek güce ulaşır.
Samsun’un bilimsel potansiyeline, gençlerimizin zekâsına ve Karadeniz’in sunduğu eşsiz araştırma imkânlarına güveniyorum. Doğru bir vizyon, doğru bir planlama ve doğru kurumların desteğiyle, Samsun’a bir TÜBİTAK-KAM kurulması aslında bir istekten öte kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.
Bu adımı atmak hem bugünün sorumluluğu hem de yarınlara bir yatırımdır. Ben bu sorumluluğu yürekten taşıyor ve bu hayalin peşinden gitmek için çalışmaya devam ediyorum. Siz değerli okuyucularımın desteğiyle, Samsun’un adını bilimin merkezine yazdıracak bu yolculuğun başarıya ulaşmaması için somut bir gerekçe olduğunu düşünmüyorum. Bu sebeple bu hayalin Samsun’un hak ettiği bir ihtiyaç olduğuna inanıyorum.
Sonuç olarak, bir hayalin gerçeğe dönüşmesi için önce ona inanmak, sonra da cesaretle adım atmak gerekir. Ben inanıyorum ki Samsun’un milletvekilleri, bürokratları ve sivil toplum kuruluşları bu fikri sahiplenirse; Samsun’un bilimsel geleceği için önem arz eden bu fikir hayata geçirilebilir. Şimdi sıra, bu hayale omuz verecek kurumlarla el birliği içinde çalışmaktadır çünkü bilimin ışığına yapılan her yatırım, aslında yarınlarımıza yapılan en güçlü yatırımdır. Samsunlu bir Bilim İnsanı olarak bendeniz bu ışığın Samsun’dan tüm Türkiye’ye yayılacağına yürekten inanıyorum.
Güzel hayallerin ve bu vatan için yapılacak güzel işlerin hayata geçmesi dileğiyle, herkese esenlikler dilerim.










































Umarım yazınız yetkililer tarafından değerlendirilir ve harekete geçilir. Güzel Samsunumuzda Tübitak-kam kurulur.
Hocam yazınız için teşekkürler, düşünüyorum da öyle bir çağda yaşıyoruz ki dünyanın bir ucundan marstaki bir araç kontrol edilebiliyor, kablosuz telefon,... vs ve daha..niceleri! zaman ve mekân gösteriyor ki hep bilime dayalı ALLAH'ın muhteşem bir sistemi üzerindeyiz. Sonuç olarak; Tübitak Kam projenizi sonuna kadar destekliyorum. İnşaAllah gerçekleşir ve yapılan araştırmalar insanlığa güzel faydalar sağlar.
Zafer hocam, bu güzel yazınızın biiznillah ses bulup, en kısa zamanda Tübitak Kam Kurumunun Karadeniz bölgemizde kurulmasını ALLAH'a celle celaluhu rızası yolunda niyaz ediyorum. (Gerçek görülenin ötesidir, o da içindedir.) Selâm ve dua ile...
Kesinlikle katılıyorum. Okullarda öğrencilerin durumu ortada. Çağ değişiyor, kara tahtadan, ezbere dayalı sistemden ziyade fikre dayalı çalışmalardan gençlerin daha çok heyecan duyduğu aşikar. Ürettikçe motive, motive oldukça üreten gençlerin sayısını artırmalı ve heyecanlarına ortak olmalıyız.