Şehit yakını kimliğimle nasıl bir akıl tutulması yaşıyor, nasıl bir girdabın içindeyiz anlamaya çalışıyorum. Terörsüz Türkiye sürecinin DEM Partililer tarafından, nasıl istismar edildiğini, bu kez 27-28 Haziran DEM Partinin bebek katili Öcalan’a özgürlük mitinglerinde gördük.
Gelinen son noktanın yürürlükte olan yasaların uygulanmayarak, meydanın terör sevicilere bırakıldığını şehitlerimizin baş katilinin, o kanlı katilin kanlı ortaklarının ve destekçilerinin kutsandığı, son noktaya getirildik. Bu özgürlük mitingleri kabul edilemez ve hoş görülemez. Dünyanın hiçbir yerinde Afrika’nın adı sanı duyulmamış kabile devletlerinde bile, yasalara rağmen vatan hainlerine, vatanı ve milleti yıkmaya kalkışanlara, bu şekilde kapı aralamak yoktur. 55 bin kişinin ölümünden birinci dereceden sorumlu, bir caninin affını konuşmak gündemde tutmak, haddi aşmak değilse nedir. İmralıdaki cani 27 yıldır cezaevindeymiş, sormazlar mı ilk şehidimiz PKK’nın ilk şehit ettiği vatan evladı Mustafa Aydın kaç yıldır, kara toprağın altında yatıyor, matematik bilen hesaplayıp söylesin.
Şehitlerimizi yok sayıp, unutanların kanı donsun, kalbi dursun. Bu akıl akıl değil, bu akıl gerçek devlet aklı da değil. Bu akıl terörle yol yürümeyi meşru gören, terör sevicilerinin uydurduğu sahte bir akıldır. Türk milletini susturarak, yok sayarak yol almaya devam etmek, terörü bitirmez. Teröristbaşı Öcalan’ın mesajlarını DEM Partinin miting meydanlarında toplanan yandaşlarıyla bir araya getirmek, bir ve beraber göstermek nasıl bir adımsa, nasıl bir dokunulmazlıksa bu fiili durum, şehitlerimizi mezarlarında rahatsız etmektedir.
Bunu anlamak için şehit yakını olmaya gerek yoktur. Ama fiili durum biz şehit yakınlarının canını çok acıtıyor, rencide oluyoruz. Hukuk devletinde bu bir haksızlık ve vefasızlıktır.
Türkiye’nin bir çok yerinde, DEM Partililerin Diyarbakır, Van, Mersin ve özellikle İstanbul’da yaptıkları mitinglerde, zafer işareti yapması üzerinde teröristbaşı Öcalan’ın fotoğraflarının bulunduğu, çıkartmaları o şehirlerde duvarlara yapıştırmak suretiyle oynanan çirkin oyun, mide bulandırmaya devam ediyor.
Doğrusu Türk Milletini ve şehit yakınlarını tahrik etmeye, devam eden bu oldu bittiye, kimsenin bir şey yapmaması, normal bir durum değildir. Bu durumun TCK Madde 215 Suçu ve Suçluyu Övme Suçu kapsamında veya Terörle Mücadele Kanunu (TMK) çerçevesinde, terör örgütü propagandası olarak değerlendirilmesi yasal bir zorunluluk değil midir?
Terör hareketleri görmezden gelinirse, bunun DEM Partililer de dahil hiç kimseye ve ülkeye bir faydası olmaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti milli sınırları içerisinde başka bir bayrak, ayrı bir toprak hevesini dışa vuranların heveslerini ve emellerini görmezden gelerek, hareket edenler teröristbaşı Abdullah Öcalan’ı barış elçisi olarak gösteremez ve kabul ettiremez.
Çünkü devletimizin bekası milletimizin, bölünmez bütünlüğü uğrunda verilen binlerce şehidin şehadet sebebini bile bile, bölücübaşı bebek katili Abdullah Öcalan’ın meşrulaştırılması, bölücü terör hareketine prim olur. Hiçbir şekilde pişman olmamış, hiçbir şekilde geri adım atmamış, hükümlü bulunduğu yüksek güvenlikli cezaevinden bile terörörgütünü yönetmiş ve yönetmeye devam eden teröristbaşı ile anayasal düzenleme sözü adı altında, yapılmak istenen veya yapılacak olan herşey, biz şehit yakınlarını rencide ederken pazarlık yok demenin, bir manasıda yoktur.
Şehit yakını kimliğimle soruyorum; Pazarlık yoksa DEM Partinin Öcalan’a özgürlük mitingi yapmasına, hangi gerekçelerle izin verilmiştir. Diğer taraftan aynı dönemde Türkiye’de Ankara’da yapılacak NATO toplantısı öncesinde bir çok kişinin yasa dışı silahlı terör örgütü mensubu oldukları iddiası ve güvenlik gerekçesi ile gözaltına alınıp, bir çoğunun tutuklanması acaba nasıl açıklanır?
Öyle anlaşılıyor ki bebek katili Öcalan, hepimizden daha çok özgür, dışarıyla kanlı örgütüyle istediği zaman istediği şekilde haberleşe bilmekte, bebek katili Abdullah Öcalan’a özgürlük mitinglerine mesaj gönderebilmektir. Hatta sinema sanatçısı Kadir İnanır’ın ölümü nedeniyle, cenaze törenine taziye mesajı bile gönderebilmektedir. Bu durumdan rahatsız olmayan, rencide olmayan şehit yakını gösteremezsiniz. Şehit yakını kimliğimle, bu durumdan rencide olmadığımı söyleyemem.
Şehit yakınlarının ve gazilerin yüzüne nasıl bakılacak? diyen bile yok. Hukuk devletinde terör örgütü başı, tescilli bebek katilinin ak kaşık ilan edilmesi, kimsenin içine sindirebileceği bir gelişme değildir. Bu güne kadar gördüklerimizi ve yaşadıklarımızı mumla aratan şehitlerimizin kemiklerini, arsızca sızlatan fırsatçı hainlerin, Öcalan’a Özgürlük mitingi çizmeyi aşan fiili bir aşamadır. Teröristbaşı bebek katili Abdullah Öcalan’a bayram yaptıran bu son gelişmeler, şehit yakınlarını sadece rencide etmiyor aynı zamanda kahrediyor. Şehit yakını olarak bu durumdan, hem rencide oluyor, hem de kahroluyoruz. Bize soran olursa, bu duruma razı değiliz. Bizim adımıza kimse konuşmasın.









































