Samsun Kent Haber köşe yazarı şehit ağabeyi Ayhan Hamlı teröristler için
kurulan taziye çadırlarını yazdığı köşe yazısında, "Ne oluyor farkında mıyız?" diye sordu.
ÇERÇEVE YASA SAYESİNDE PKKLI TERÖRİSTLER İÇİN ANMA TÖRENİ DÜZENLENİYOR
Çerçeve Yasanın cesaretlendirdiği, içimizdeki terörist seviciler asker ve polisimizle çatışırken, etkisiz hale getirilen PKK'lı teröristler için, başta Diyarbakır'da olmak üzere, bir çok yerde hatta İstanbul’un göbeğinde anma programları düzenlerken, bu durum karşısında polisin hiçbir şey yapmadan hareketsiz kaldığı, Cumhuriyet Savcılarımızın da henüz bir şey yapıp yapmadığını bilmiyoruz.
Ama görünen açık ve net. Bu süreçte canımızı daha çok acıtanları biz şehit yakınları her yerde göreceğiz. Bu sıradan bir olay değil, resmen Türkiye Cumhuriyeti devletine yönelik bölücü kötülük. Sonuç ne olur bilmiyoruz.
Şimdi bu süreçle birlikte, bazı deli sorular beynimizi kemiriyor. 90 yaşındaki şehit annesi olan anneme, kelli falli yetkililer 'Ne mutlu sana şehit annesisin' derken bunu gerçekten inanarak mı söylemişlerdi? Teröristlerin aramızda dolaşmasından, ne şehit annesi Bedriye Hamlı, ne de başka şehit anneleri mutlu değil. 90 yaşındaki şehit annesi Bedriye Hamlı, sayın Devlet Bahçeli’nin kendisine Samsun’da Meşe Tesislerinde, MHP’li Avukat Şefik Yazgı’nın Belediye Başkanlığı döneminde, Apo’yu asma sözü verdiğini ama asmadığını, bu sözünden 360 derece döndüğünü, açık açık söylediği günümüzde teröristlere anma töreni düzenlettiren, Çerçeve Yasayı şiddetle reddediyor.

Çerçeve Yasa şehitlerimizin katillerine bayram yaptırıyor. Bu devlet bölücü hainlere teslim edilemez. Kim bu hainliğe kapı aralıyorsa, bilsin ki iki cihanda iki elim yakalarında olacaktır. Annemizin bunları söylüyor olması elbette birilerinin canını sıkıyor.
Bedriye anne diyor ki "Siz şehit annesi olun da siz mutlu olun. Bu iş bu kadar kolaysa 34 yıl 6 aydır benim hangi acıları çektiğimi bu süreçte nasıl rencide olduğumu, hiç kimse bilemez. Utanın, hiç mi şehit ailelerine, gazilerimize saygınız kalmadı ki, şehitlerimizin katilleri için taziye çadırları kuruluyor ve anma törenleri yapılıyor. Bu rezalet daha ne kadar devam ettirelecek, buna kimin ne hakkı var. Biz sorgulayınca 'şehit gelsin mi istiyorsunuz' diyen siyaset cambazları bilmezler mi ki, şehit gelmiyorsa terörist cenazesi de gelmiyor. Bu şu demek değil mi, biz istediğimiz herşeyi almaya başladık güvenlik noktalarını bile biz pişman olmadan kapattırdık, istediğimiz yerde istediğimiz şekilde hareket etmeye başladık. Terör örgütünün isteği bir gözdü, istediği herşey veriliyor. Bu nasıl bir süreç bu gidişle PKK’lı teröristler de, özgürlük şehitleri olarak resmileştirilebilir. Olmaz dediğimiz, olmayacak dedikleri her şey tıkır tıkır oluyor. Son şehit annesi ben kalsam yine teröristlerin, siyasi ortaklarının ve sevicilerinin karşısında durmaya devam edeceğim."
Yorgun, bir nefes kalmış bedeniyle söylemeye devam eden 90 yaşındaki Samsunlu şehit annemiz bu ifadeleri kullanırken, bir yetkili biz ne yapıyoruz, biz ne yaptık diye empati yapar, kendisine sorar diye biz şehit yakınları hala umuyoruz. Ama kimse yaptığının, yanlış olduğunu düşünmüyor. Suça karışmış ya da karışmamış, kim ne derse desin, suçun ve bölücülüğün tam göbeğindeki isimler tek tek yaptıkları işi masumlaştırarak, kalenin tüm burçlarını işgal etmenin peşindeler. Eşit yurttaş olmanın böyle bir şey olduğunu aptala anlatır gibi anlatıyorlar. Ama hiç kimse aptal değil, herkes PKK’ların ve onların siyasi uzantılarının neyi hedeflediğini çok iyi biliyorlar.
Bunu yaparken de uluslararası güçlerden ve içimizdeki işbirlikçilerinden aldıkları haritaya göre hareket ediyorlar. Onlardan birisi de çatışmalarda ölen bölücü örgüt mensuplarını, çeşitli etkinlikleri bahane ederek toplumu da içine katacak şekilde, anma seansları düzenlemek değilse ne olabilir?
Diğer tarafta hak arayışı içinde olan gazilerimizin günlerdir Ankara’da devam ettirdiği eyleme (hak arayışına) gerekli tepkinin yetkililer tarafından eksik veriliyor olması nedeniyle, biz şehit yakınları bu durumu da kınıyoruz. Devlet gazisine ve şehidinin yakınına sözle değil, uygulamayla dönüş sağlar. Gazisini ve şehit ailelerini incitmeden, onlara sahip çıkmak, devletimizin ve milletimizin borcu değil mi?
Şimdi ayağını, kolunu, gözünü ve değişik organlarını kaybetmiş ruh sağlığı bozulmuş terörle mücadele gazilerini ve diğer gazilerimizi görmezden gelmek, teröristleri ve 55 bin insanın katili Öcalan’ı sevindirmektir.
Hepimiz biliyoruz ve görüyoruz ki, iyi şeyler olacak sözüyle ortaya çıkan şehit yakınlarını ve gazileri, bu süreçte daha az konuşturan ya da konuşturmayan uygulamalar, bir dayatmadır. Bu dayatmalar karşısında sessiz kalmayanları da köşe sıkıştırıp, sessizleştirmek anlaşılır gibi değil. Adını vermek istemiyorum Türkiye’de yasayla tek yetkili oldukları iddiası ile Genel Merkezi ve şubeleriyle faaliyet gösteren Şehit Dernek ve Vakıflarının başkanlarının zoraki bazı açıklamalarının, şehit ailelerinden olur alınmamış açıklamalar olduğunu tahmin etmek zor değil. Bu açıklamaların vaziyeti idare etmek için yapılmış, açıklamalar olduğunu hepimiz biliyoruz. Şehit Dernek ve Vakıflarının Genel Başkanlarının özgür olmadıklarını bu süreçte, yönlendirildiklerini de tahmin ediyoruz. Niye bu rezalete bile kimse bir ses çıkarmıyor? PKK’lı teröristler için, anma törenleri yapılırken iki satır bir açıklama yapmamak nedir?
Kime, kimin susması karşılığında verilen bir sözü var mı, bunu bilmiyor ve bunu iddia etmiyoruz. Şehitlik gazilik gibi ulvi makamlar, bölücü hainlerin mertebesi değildir. Hiç olmazsa bunu söylesinler, Diyanet İşleri Başkanlığı da camilerde hutbe olarak bunu okutsunlar. Biz şehit yakınları bölücü kalkışmadan rahatsızlık duyuyoruz, midemiz yeterince bulandı. Merak ediyoruz sürecin mimarı Diyarbakır’da veya başka yerde Devlet Bahçeli PKK’lıların taziye çadırına gidecek, onlara da taziye verecek mi?
Türkiye’de taziye çadırı kuran PKK’lar eminim ki, böyle bir ziyaret olursa Sayın Devlet Bahçeli’yi ayakta zılgıtlarla karşılayacaktır! Ne oluyor farkında mıyız?










































