Samsun Kent Haber köşe yazarı Temel Armutçu, 15 Temmuz hain darbe girişimi ile ilgili yazdığı yeni köşe yazısında, 15 Temmuz'un sadece bir partinin zaferi olmadığını belirterek, Saadet Partisi'ne yöneltilen eleştirelere tepki gösterdi.
Siyasetin Zemininde İftiralar ve Toplumun Gerçek Gündemi
15 Temmuz hain darbe girişimi, Türkiye'nin birlik ve beraberlik içinde gösterdiği büyük bir sınavdan başarı ile geçmesini sağladı. Bu kara gece, 85 milyonun dil, din, ırk ve coğrafya ayrımı yapmadan nasıl tek yürek olabileceğini tüm dünyaya gösterdi.
Ancak, böylesi önemli ve ortak bir dayanışma ruhunu, siyasi propaganda malzemesi haline getirip, belirli bir partinin zaferi olarak yansıtan yaklaşımlar, ortak değerlerde bir olabilme şuurunu yaralamaya ve kutuplaşmaya sebep oluyor!
Yakın geçmişte yaşanan HDP(PKK) 'çözüm süreci' deneyimi ve ardından gelen olaylar, siyasi arenada pek çok tartışmaya neden oldu! Bu süreçte yüzlerce vatandaşımız ve güvenlik görevlimiz vahşice hayatını kaybederken, yanlış politikaların acısını madden ve ruhen hep birlikte ödedik. Dahası, bu süreçlerin sorumluluğu konusunda iktidarın sorumluluk almak yerine, tümden muhalefeti suçlamaları ve haksız ithamları, toplumu daha da kutuplaştırdı.
Yine geçmişte FETÖ yapılanması ile, birbirine sıkı sıkıya bağlı olanların, darbe girişimi sonrası birbirlerini en ağır biçimde suçladıklarını ve iftiralarla hedef aldıklarını izledik gördük. İşin enteresan olanı ise o gün abi, kardeş, hoca, derviş ilişkisi ile, aynı hedefe koşanlar bugün siyasal ikbal uğruna malesef çözüm sürecindeki gaflete düşerek, hatalarının sorumluluğunu almak yerine, muhalefet de bulunan diğer partileri hedefe koyarak iftiralara devam ediyorlar.
Diğerlerini bilmem ama, iktidar partilerinin şov programlarına ve kutlamalarına katılmıyor diye, içinde gururla 30 yıl siyaset yaptığım ve Rahmetli Prof.Dr Necmettin Erbakan ve yol arkadaşlarının dizinin dibinde, belki yüzlerce ders aldığım, 50 yıldır Türkiye Cumhuriyeti'nin temel taşlarına zarar verebilecek hiçbir derin yapıyla, bırakın birlikte çalışmayı, yan yana bile gelmemiş olan Milli Görüş'ün tek temsilcisi, Saadet Partisi’ni aynı karede anılmaya teşebbüs edilmesi bile, bırakın gafleti düpedüz ihanettir.
Ey aklı karışık, kraldan çok kralcı ve ne yaptığını bilmeyen bazı arkadaşlar: Saadet Partisi gibi 50 yılı aşkın süredir Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerlerine bağlı kalan ve hiçbir zaman derin yapılarla yan yana gelmeyen partiler, siyasi iftiraların hedefi haline getirilmemelidir. Ve unutmamalıdır ki; Milli Görüş, bu milletin ruh köküdür ve vatan, millet, ümmet adına fedakarlık yapanların ocağıdır. Bu teşkilatları iftiralarla yıpratmaya çalışmak, son derece yanlıştır ve bu çabalar, kimin hangi derin yapının dili ve kalemi olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir.
Buradan tekraren seslenmek istiyorum: Milli Görüş ve diğer benzeri köklü teşkilatlar, iftira ile lekelenecek yapılar değildir. Bu iftira ve karalamalar ile kendinize bir itibar, bir ganimet koparmak ise derdiniz heyhat! Yanlış yapıyorsunuz! Ve bindiğiniz dalı kesiyorsunuz. Ve dahi bu millete ve ülkeye resmen ihanet ediyorsunuz.
Velhasılı burada art niyetle istikamet yürüyenlerin, önceki dönemlerde yapılan hatalara ve geri viteslere bakarak ders almak zorunluğu vardır. Ve camdan evlerde oturanların, önce kendi durumlarını sorgulaması, dürüst insanların camına taş atmaması gerekmektedir.
Hedef siyaseti iftiralarla kirletmek yerine, toplumun gerçek sorunlarına odaklanarak refahı sağlamak olmalıdır.
Son söz: Artık, ucuz politikalarla kul hakkına girmekten vazgeçmeli ve kutuplaşmayı artıran söylemlerden kaçınarak, toplumun refahı ve huzuru için gerçekçi çözümler üretmeliyiz. Bu ülke, birlik ve beraberlik içinde yürümeye devam ettiği sürece, karşılaşacağı her türlü zorluğun üstesinden gelebilecektir. Gelin, kin ve nefret söylemlerini geride bırakıp, daha aydınlık bir Türkiye için el ele verelim.
Başkanım her zaman ki gibi yine doğruları konuşmuş tebrik ediyorum