Samsun nasıl büyümelidir? Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar İshak Memişoğlu, Samsun'un geleceği ve gelişimine yön verecek 8 maddeyi yazdı.
5. Bölüm / KENT ARAZİLERİ SATILIRKEN... SAMSUN'UN GELECEĞİ KİME EMANET?
Bölüm 5: Çözüm ve Yol Haritası – Samsun İçin Nasıl Bir Şehircilik Modeli?
Dört yazı boyunca kamu arazilerinin satışını, plan değişikliklerini, şehircilik ilkelerini, kent sosyolojisini ve hukuki boyutunu ele aldık. Bu yazı dizisinin amacı, yapılan her uygulamayı peşinen yanlış ilan etmek değil; Samsun'un geleceğini ilgilendiren kararların daha geniş bir perspektifle değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktı.
Bir kentin geleceği, yalnızca bugün yapılan yatırımlarla değil, geleceğe bırakılan kamusal değerlerle ölçülür. Bu nedenle artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Samsun nasıl büyümelidir?
Birinci İlke: Kamu Arazileri Son Çare Olarak Değerlendirilmelidir
Kamu mülkiyetindeki taşınmazlar, belediyelerin kolay gelir elde edeceği ekonomik varlıklar olarak görülmemelidir.
Bu taşınmazlar, kentin stratejik rezerv alanlarıdır.
Bugün ihtiyaç duyulmayan bir alan, yirmi yıl sonra okul, hastane, kültür merkezi, yaşlı bakım tesisi, kent parkı veya afet toplanma alanı olarak vazgeçilmez hâle gelebilir.
Bu nedenle kamu arazilerinin satışı istisnai olmalı; gerçekten zorunlu olduğu ve başka finansman seçeneklerinin bulunmadığı durumlarda değerlendirilmelidir.
İkinci İlke: Plan Değişiklikleri Bilimsel Gerekçelere Dayanmalıdır
Her plan değişikliği;
Nüfus projeksiyonları,
Ulaşım etütleri,
Altyapı kapasitesi,
Çevresel etkiler,
Sosyal donatı ihtiyacı,
Afet riskleri bakımından bilimsel raporlarla desteklenmelidir.
İlçe ve devamında Büyükşehir meclisine gelen plan değişikliklerinin, yukarıda sayılan ve Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin zorunlu hükümleri olan maddelerden çoğunu içermediği açıkça gözlenmektedir.
Bir plan değişikliğinin temel amacı, taşınmazın ekonomik değerini artırmak değil, kentin yaşam kalitesini yükseltmek olmalıdır.
Üçüncü İlke: Katılımcı Planlama
Kentler yalnızca belediye meclislerinde yönetilemez.
Üniversiteler,
Meslek odaları,
Sivil toplum kuruluşları,
Mahalle temsilcileri,
Engelli örgütleri,
Gençler,
Çocuklar,
Yaşlılar,
Yatırımcılar ve bütün kentliler planlama süreçlerine katılmalıdır.
Katılımcılık, yalnızca yasal bir prosedür değil; daha doğru kararlar alınmasının da en önemli güvencesidir.
Dördüncü İlke: Kıyılar ve Kamusal Alanlar Korunmalıdır
Samsun'un en önemli zenginliklerinden biri Karadeniz kıyısıdır.
Bu kıyılar yalnızca bugünün kullanıcılarına değil, gelecek kuşaklara da aittir.
Meteoroloji arazisi, Kurupelit Marina çevresi ve kıyıya yakın diğer kamu alanları değerlendirilirken ekonomik getiri kadar;
Kıyıya erişim,
Kent silueti,
Peyzaj bütünlüğü,
Ekolojik denge,
Kamusal kullanım
Esas alınmalıdır.
Çünkü kıyılar satılabilecek değil, korunması gereken ortak yaşam alanlarıdır.
Beşinci İlke: Belediye Maliyesi Çeşitlendirilmelidir
Güçlü belediyeler, taşınmazlarını satarak değil; gelir kaynaklarını çeşitlendirerek ayakta kalırlar.
Enerji verimliliği projeleri,
Yenilenebilir enerji yatırımları,
Uluslararası fonlar,
Avrupa Birliği programları,
Uzun süreli kiralama modelleri,
Kamu-özel iş birlikleri,
Değer artış payı mekanizmaları,
Kentsel dönüşüm gelirleri,
Dijital belediyecilik uygulamaları
gibi yöntemler, kamu mülkiyetini koruyarak da yatırım yapılabileceğini göstermektedir.
Altıncı İlke: Samsun'un Tarım Kenti Kimliği ve Ovaları Korunmalıdır
Samsun'u yalnızca büyüyen bir nüfusa, gelişen sanayiye veya genişleyen yapılaşma alanlarına sahip bir kent olarak değerlendirmek büyük bir planlama yanılgısıdır.
Samsun aynı zamanda çok güçlü bir tarım kentidir.
Bafra Çarşamba , Terme, Vezirköprü ovası gibi Türkiye'nin tarımsal üretim kapasitesi yüksek, verimli ve stratejik dört büyük ovasına sahip olması, Samsun'un mekânsal gelişme politikalarının en önemli belirleyicilerinden biri olmak zorundadır.
Bu ovalar yalnızca Samsun'un ekonomik kaynakları değildir.
Bunlar;
- Ülkenin gıda güvenliğinin,
- Tarımsal üretim kapasitesinin,
- Kırsal nüfusun ve kırsal ekonominin,
- Ekolojik dengenin,
- Biyolojik çeşitliliğin,
- Gelecek kuşakların yaşam hakkının bir parçasıdır.
Dolayısıyla Samsun'un geleceğine ilişkin herhangi bir mekânsal planlama yapılırken, tarım alanlarının korunması bir seçenek değil, planlamanın temel koşullarından biri olarak ele alınmalıdır.
Her kaybedilen nitelikli tarım toprağı, gelecekte yeniden üretilemeyecek bir doğal kaynaktır.
Bir tarım arazisinin imara açılması yalnızca o parselin kullanım kararını değiştirmez. Bunun;
- Tarımsal üretime,
- Sulama sistemlerine,
- Su kaynaklarına,
- Ekolojik koridorlara,
- Kırsal yerleşimlere,
- Ylaşım sistemine,
- Bölgesel gıda arzına etkileri bulunmaktadır.
Bu nedenle tarım alanlarının planlama yoluyla yapılaşmaya açılması, münferit parsel kararları üzerinden değil, havza ve bölge ölçeğinde değerlendirilmelidir.
Bafra, Çarşamba, Terme ve Vezirköprü ovaları bu bakımdan özel bir hassasiyet gerektirmektedir.
Bu ovaların tarımsal üretim potansiyeli, Samsun'un yalnızca bugünkü ekonomisinin değil, gelecekteki ekonomik dayanıklılığının da önemli unsurlarından biridir.
Kent, sahip olduğu tarımsal potansiyeli ekonomik kalkınmanın önemli bir bileşenine dönüştürmelidir.
Bunun için;
- Tarımsal üretim alanlarının korunması,
- Tarıma dayalı sanayinin geliştirilmesi,
- Ürün işleme ve paketleme tesislerinin planlanması,
- Soğuk hava ve depolama altyapısının güçlendirilmesi,
- Tarımsal lojistik merkezlerin oluşturulması,
- Kooperatifçiliğin desteklenmesi,
- Üretici ile tüketici arasındaki zincirin kısaltılması,
- Yerel ve bölgesel ürünlerin markalaştırılması,
- Tarımsal Ar-Ge ve eğitim altyapısının geliştirilmesi gibi politikalar, Samsun'un uzun vadeli kalkınma stratejisinin parçası hâline getirilmelidir.
Bu yaklaşım yalnızca kırsal kesimin gelirini artırmakla kalmaz; kent ekonomisini çeşitlendirir, istihdam yaratır ve Samsun'un ekonomik dayanıklılığını güçlendirir.
Bu nedenle Samsun'un planlama politikalarında tarım arazileri, "gelecekte imara açılabilecek boş rezervler" olarak değil, korunması gereken stratejik doğal sermaye olarak değerlendirilmelidir.
Yedinci İlke: Kent Kimliği Korunmalıdır
Samsun yalnızca büyüyen bir şehir değildir.
Samsun aynı zamanda Millî Mücadele'nin başladığı kenttir.
Karadeniz'in en önemli liman kentlerinden biridir.
Cumhuriyet tarihinin simge şehirlerinden biridir.
Dolayısıyla yapılacak her plan değişikliği yalnızca bugünkü yatırım değerini değil, kentin tarihsel kimliğini de dikkate almak zorundadır.
Kent kimliği kaybedildiğinde, onu yeniden üretmek mümkün değildir.
Sekiznci İlke: Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik
Kamu arazilerinin neden satıldığı,
Hangi alternatiflerin değerlendirildiği,
Satıştan elde edilen gelirlerin hangi yatırımlarda kullanılacağı,
Plan değişikliğinin hangi bilimsel raporlara dayandığı,
Altyapı etkilerinin nasıl hesaplandığı
Kamuoyuyla ayrıntılı biçimde paylaşılmalıdır.
Şeffaflık, kamu yönetiminin yükü değil; en güçlü meşruiyet kaynağıdır.
Samsun'un ihtiyacı yalnızca yeni binalar değildir.
Yeni bir şehircilik anlayışıdır.
Plan değişikliklerinin istisna olduğu,
Kamu arazilerinin korunduğu,
Yeşil alanların artırıldığı,
Kıyıların herkes için erişilebilir kaldığı,
Ulaşımın bilimsel verilerle planlandığı,
İklim değişikliğine dirençli,
Afetlere hazırlıklı,
Katılımcı,
Şeffaf
bir kent modeli mümkündür.
Bu hedef hayal değildir.
Bugün dünyanın birçok kentinde başarıyla uygulanmaktadır.
Son Söz
Bir belediyenin başarısı, sattığı arsa miktarıyla ölçülmez.
Bir belediyenin gerçek başarısı;
Koruduğu kamusal alanlarla,
Geleceğe bıraktığı yeşil alanlarla,
Çocuklara kazandırdığı parklarla,
Afetlere hazırladığı kentle,
Planlarına duyduğu saygıyla,
Hukuka bağlılığıyla ölçülür.
Çünkü kamu arazileri belediyelerin malı değildir.
Onlar, geçmiş kuşaklardan devralınmış ve gelecek kuşaklara eksiltilmeden teslim edilmesi gereken ortak bir emanettir.
Bugün Samsun'un önünde tarihî bir tercih bulunmaktadır.
Ya kamu arazilerini kısa vadeli gelir kaynağı olarak görmeye devam edeceğiz…
Ya da onları, bu kentin çocuklarına bırakılacak en değerli miras olarak koruyacağız.
Bu tercih yalnızca bugünün yöneticilerini değil, yarının Samsun'unu da belirleyecektir.
Çünkü şehirler, sattıkları arsalarla değil; koruyabildikleri ortak değerlerle hatırlanırlar.
Ve unutulmamalıdır:
Bir kentin gerçek serveti, belediye bütçesinde değil; kamusal alanlarında, yeşilinde, kıyısında, meydanlarında ve gelecek kuşaklara bırakabildiği yaşam kalitesinde saklıdır.
Sağlıkla yaşayacağımız ve geleceğe yaşanılabilir bırakacağımız Samsun arzusuyla.










































Alkışlıyorum..belediyeler i istihdam kaynagı olarak görmek, iş bilmezlik,kente ve o kentte yaşayanlara hainliktir.yaşanır kent nasıl olur. Onun üzerinde kafa yorum,yatırımları ve kentin gelişmesini en az 50 senelik vizyon ile ortaya koymalıyız