Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar ve şehir plancısı Embiya Sancak, Samsun'da gündeme gelen Orta Karadeniz Serbest Bölgesi ile ilgili yazdığı ikinci yazısında Kıyı Kanununun 6. maddesini hatırlatarak, "Geçmişte aynı hata Sheraton Otel için yapıldı yargı otelin ruhsatlarını iptal etti. Şimdi de iyi iş olan Orta Karadeniz Serbest Bölgesi için benzer kötü yollara tevessül edilmektedir. Bu proje Anayasaya aykırı duruma sokulmamalıdır" dedi.
SAMSUN SERBEST BÖLGESİ İYİ PROJEDİR;
ART NİYETE ALET EDİLMEMELİDİR;
ANAYASA’YA KARŞIT DURUMA SOKULMAMALIDIR;
FENERDEKİ KÖTÜ ÖRNEK EMSAL ALINMAMALIDIR
EKSİKLERİ GİDERİLMELİDİR
Bu konuda Samsun Kent Haber'de köşemde yazdığım makalelerde hatam var ise yüzüme vurulmalıdır. Samsun kamuoyunun çok iyi hatırladığı bir konu olan Samsun Fener Burnunda yapılan otel binası için, Mimarlar Odası mensubu ve ÇED komisyonu üyesi olarak yaptığımız itirazları ve yargıdaki mücadeleyi, Samsun ve hukuk severler hatırlar.
Yıllar önce Samsun Büyükşehir Belediyesi özel kayırmalı, ama kanun dışı olan otel projesini yapmak üzere İmar Planı Değişikliği teklifini uygun bulur ve onama yapar. Böylece sürekli ve büyük hukuksal mücadele başlar.
Davacı Mimarlar Odası Samsun Şubesi
Davalı Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Yönetim gücü, merkezi iktidarda ve yerel iktidarda
Mimarlar Odası'nın sadece bilgi ile anayasal-yasal gücü var
Sonuçta, idari yargıda on yıl geciktirilmiş bir karar süreci yaşansa da nihayetinde Fener burnundaki otelin, tüm ruhsat ve yapı kullanma izinleri iptal edildi!
İptal nedeni olan ve ihlal edilen kanun maddesi, Kıyı Kanununun 6. maddesidir!
Zamanında Samsun Büyükşehir Belediyesine yaptığımız tüm uyarılara ve itirazlara kulak tıkanmıştı! Bazen sözlü, bazen yazılı, bazen de alaylı ima yollu "Siz kim oyuyorsunuz biz hem merkezde ve hem de yerelde iktidarız. Güç bizde. Ne dersek odur, ne yaparsak doğrudur" dediler.
Elbette Anayasa ve yasa gereğince, hak arama makamı mahkemelerdi. Anayasal bir kurum olan Mimarlar Odası yargı yolu ile, Samsun Büyükşehir Belediyesini doğru ve hukuki, yola getirmeye çalıştı. Doğru geciktirilerek çıktı. Ama otelin yapılması sağlanmıştı. Milli ekonominin bir varlığıydı. Ruhsat iptali sonrasında ortaya çıkan hukuki duruma göre, tazminat ödemek gerekiyor hem de Samsun'lunun parasıyla!
Maalesef sorumlulara rücu ettirmek gibi bir yasal yol yoktur!
Şimdi de Orta Karadeniz Serbest Bölgesi için benzer kötü yollara tevessül edilmektedir!
Şöyleki;
Otel işinde, Kıyı Kanununa ve bu kanunun çıkarılmasında ana hüküm olan Anayasa'nın 43. maddesine aykırı kötü işler yapılmıştı!
Şimdi ise Anayasa'nın 43. maddesi mevcutken Kıyı Kanunun 6. maddesine Anayasaya aykırı fıkra eklemek suretiyle, kötü iş yapılmak istenilmektedir!
Kıyı Kanununa aykırı kötü iş yaparsan, yargıda müracaat yeri idari yargıdır! Fenerdeki otel örneğinde, yargıya müracaat edende Mimarlar Odası olmuştu.
Şimdi ise Anayasaya aykırı kanunun çıkartırsan, itiraz makamı Anayasa Mahkemesidir! Bu mahkemeye en pratik müracaat edebilen kurumsal yapılar ise siyasi partilerdir. Kötü yasa çıkarsa belki CHP ve İYİ Parti anayasal hak arar.
Elbette bütün bu sinir bozan sürece neden olmadan, akıl ve hukuk yolu ile sadece Samsun Orta Karadeniz Serbest Bölgesi kurulması için, Samsun Milletvekili Erhan Usta ile Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş hanımefendinin verdiği önergenin doğrultusunda karar vermektir.
Evvelki makalemde sayın vekillerin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda verdiği önergeyi yazmıştım. Bu yazımda da, komisyon başkanı Samsun Milletvekili sayın Mehmet Muş'un bu doğru önergeyi reddettirdiğine şaşırarak bilgi vereceğim.
Bir sayın yerel basın mensubu beni suçlayarak, sayın Mehmet Muş'un Samsun’u kullanmadığını yazıp duruyor. Mehmet bey doğum yeri ilçemin insanıdır. Beraber siyaset yaptığım rahmetli Adnan Kahveci'nin doğduğu yörenin insanıyız. Bu yöreden çıkıp, iyi eğitim almış olan bizler birbirimize benzeriz. Benim gördüğüm kadarıyla Mehmet bey at gözlüğü takmış, bir siyasetçi de değildir! Samsun için takip ettiği ve pratik çözüm önerileriyle başarılı olması benim tarafımdan takdir edilmektedir.
Şimdi diyeceksiniz ki, bu olayda Mehmet Muş'u neden hedef aldınız. Mehmet Muş beyi kişiliği ve yeteneği bakımından olumsuz ifade ile, konum edinmem asla mümkün değildir, doğru da değildir. Ben Samsun Partisi mensubuyum. Bu ilde tam elli yıldır, imar-çevre projeleri ve hukuku konusunda faaliyetim vardır.
Elbette Samsun'da her taşın altını bilirim. Bu nedenle, hatalı her karara ve uygulamaya şiddetle karşı çıkmak gibi bir misyonum vardır.
Zamanında Samsun Valisi Hüseyin Aksoy, ( Hüseyin bey köylüm ve yakınımdır) Siyasetçi olmayan çok iyi bir devlet adamıdır. Hala daha öyledir. Samsun’da yakınım olan sayın Valiyi de ciddi şekilde eleştirmiştim.
Nedeni, gündemden hiç düşmeyen Doğu Çevre Yolunu yapmamakta direnen bir hükümet döneminde Samsun Valisi olmasıydı.
Doğruyu yapmayarak Canik'te katlı yolu yaptılar! Bu yolun da yargı kararı ile kötü proje olduğunu zamanında tescillemiştik!
Netice olarak şöyle anlayınız; Bilime, tekniğe, mevzuata, hukuka, realiteye aykırı kayırmacılığa uygun kötü bir iş yapılırsa sadece, bilgi gücümle, tecrübe gücümle, cemiyet gücümle had safhada karşı çıktım ve çıkarım. Tarafım yoktur, yani kimseyi tanımam. Adamım yoktur, yağcılardan nefret ederim. Bilhassa siyasi yağcıların en kötü insan olduğunu söylemeye ve yazmaya devam edeceğim.
Şimdi gelelim Mehmet Muş kişisel olarak bence çok makbul devlet insanı olmasına rağmen, Samsun'u nasıl kullandı konusuna!
TBMM hükümetten gelen tasarı ve teklifleri görüşüp, karara bağlar. Meclisin komisyonları da ihtisas niteliklidir.
Çok iyi okuyup takip etmek gerek... Hükümetten gelen Kıyı Kanununun 6.maddesine ilave hüküm eklenmesi teklifinin görüşüleceği komisyon Plan ve Bütçe Komisyonu değildir.
Peki neden teklif 'İmar, Şehircilik, Çevre, Turizm Komisyonuna' havale edilmeyipde, Vergi Kanunlarının görüşüldüğü 'Plan ve Bütçe Komisyonuna' havale edilmişti. Bu durum konuyu takip eden beni şüphelendirmişti!
Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı sayın Mehmet Muş’tur. Samsun Milletvekilidir.
Çok acil olarak Eti Bakır Fabrikası önünde, denizin doldurularak denizde asit deposu yapılmasına dair, fabrika sahibinin Samsun kamuoyunu rahatsız ederek meşgul eden, çok kötü bir iş olan, denizde depo yapılmasına izin verilmesi için talebi vardır!
Samsun'da Orta Karadeniz Serbest Bölge Kurulması projesi halk tarfından, çok iyi proje olarak benimsenmişti! Halkın reddettiği çok kötü iş olan deniz üzerine asit deposu yapılması ile halkın benimzediği çok iyi iş olarak kabul ettiği Serbest Bölge kurulması teklifinin aynı torbanın aynı gözüne koymak gibi bir kurnazlık içeren yöntem uygulandığı anlaşılıyor.
Elbette kurnazca bir yöntem bulabilirsiniz. Ama neden bu yöntemi tercih ettiniz? Bir geleneksel uygulama vardır, kurunun yanında yaşı yakmak! İyi işi kullanarak kötü işi gerçekleştirmek.
Bu kurnazlık TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu marifeti değildir. Hükümetten gelen yasa teklifinin gerekçe açıklamasında açıkça yazılmıştır.
- 'SAMSUN ORTA KARADENİZ SERBEST BÖLGE YERİ İÇİN KIYI KANUNUNUN 6. MADDESİNE EK FIKRA EKLENMESİNİ ÖNERİYORUZ' DEDİKTEN SONRA, BURADAN BAŞKA BU DURUMDA OLAN YERLERDE, SİNAİ YAPILARINDA DENİZ DOLDURARARK YAPILMASINA İMKAN TANIYORUZ.
Sevgili okurlarım. Elli yıllık meslek hayatımda Kıyı Mevzuatı konusunda yetiştirildim. Bu konuda devlet yönetenlere sayısız brifing verdim. Ayrıca Samsun'u ilgilendiren her bilgi, günlük olarak arşivime girer. TBMM'de görev yapmam nasip olmadı ama, siyaseti ve kanun yapmayı çok iyi bilirim. Tecrübem sebebiyle Sayın Samsun Milletvekili Erhan Usta bu konuda bilgi talep etti. Ben de verdim. Ama ne yazık ki Serbest Bölge yeri için, gerekli olan yeni yer seçimi işinin içine şeytanı karıştıran, hükümetten gelen teklif komisyonda kabul edildi.
Erhan Usta'nın verdiği değişiklik önergesi sayın Mehmet Muş'un telkini ile reddedildi. Şöyle de anlamış olabilirler.
Değişiklik önergesi daha doğruydu, ama muhalefet milletvekili önerdiği için, önerge doğru olsa bile muhalefet verdiği için reddedilmelidir hasımsızlığıda söz konusu olabilir.
Şimdi Erhan Usta'nın verdiği önergeye bakalım:


-Kıyılarda yapılacak yapılar, kıyıdan başka yerde yapılamayan yapılar olmalıdır. Bu yapılardan en önemlisi ise limanlardır. Serbest Bölgeler çok önemli üretim ve ticaret işletmeleridir. Limanlar da ticaret-ulaşım işlevlidir. Bu nedenledir ki Liman içinde Serbest Bölge yapılması Kıyı Kanununun 6. maddesine uygundur.
Kanunun anayasa bakımından en etkili maddesi de 6. maddedir. Bu maddeye hiçbir ilave yapmadan Kirazlık'ta iş, sanayi, yük limanı yaparsan, kapsamında Orta Karadeniz Serbest Bölge yapıları bu statüdedir.
-Limanlı Serbest Bölge yer seçimini tercih etmeyerek, Kıyı Kanununun 6. maddesine, kıyılarda Serbest Bölge için dolgu yapılmasına dair ilave yaparsan ve de özellikle hükümetten gelen teklifte, kıyılarımızda Kıyı Kanunu bu ilave hükümle sinai tesisler için yapı yapılacağını ifade ederken, bal gibi bu ilaveyi şuanda dolgu talebi olan Eti Bakır Fabrikası önündeki asit depoları için yaptığın anlaşılır.
-Hükümetten TBMM'ye gönderilen teklifin, neden kendi komisyonuna havale edilmeyip Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilmesi tercihinin nedeni anlaşılarak; Bu organisazyondan sayın Mehmet Muş'un etkin olduğu anlaşılır. Mehmet bey çözüm arayan karakterli ve çalışkanlığı ile iyi iş yapmış olduğunu zannedebilir. Ama maalesef böyle bir madde Türkiye kıyılarının sinai yapılan ile dolmasına sebep olacaktır. Ve bu da Anayasa Mahkemesi'nin iptal edeceği bir ilave olacaktır.









































Admin, yazılan yorumları yayınlamazsan niye yorum sayfasını açık türüyorsunuz. Siz önce Samsun’a senelerce zararım dokunmuş bir adamı kaleşör yapmışsınız gazetenizde köşe yazarı yapmışsınız onun hakkındaki yorumları gizliyorsunuz. Yakışmıyor habercilik anlayışına.
Değerli okur; Bizi eleştirirken şahsınızın gizli ve açık kimliğiniz ile yorum yapmadığınızın farkındasınızdır. Madem bu kadar dolusunuz, mertçe hasımlık yapın! Gerçek adınız ve kimliğiniz ile ortaya çıkıp iddialarınızı belgeleri ile buradan yazın. Düşmanın bile mert olanına övgü düzen atalarımız var bizim. Mertçe, gizli isim ve rumuzların arkasına saklanmadan iddialarınızı gündeme getirin. Bunun dışında sayın yazarın şahsı ile bir zorunuz var ise, buradan değil, yine mertçe karşısına çıkıp söyleyin.