6 Şubat 2023! Bu tarih, Türkiye’nin takviminden silinmeyecek. Silinmemeli.
On binlerce insanın bir gecede toprağa gömüldüğü, bir ülkenin uykusunda yakalandığı ama aslında yıllardır göz göre göre hazırlandığı bir felaketin adıdır 6 Şubat.
O gece sadece binalar yıkılmadı.
Babalar evlatsız, çocuklar annesiz kaldı.
Kardeşler enkaz başlarında birbirlerinin isimlerini bağırarak sabahladı.
Bir ülke, “yardım geliyor mu?” sorusuyla dondu kaldı.
Ama asıl soru şudur:
Bu insanlar neden öldü?
Daha doğrusu, katil kim?
Deprem öldürmez.
İhmal öldürür.
Rant öldürür.
Denetimsizlik öldürür.
İnsanı değil betonu önceleyen siyaset öldürür.
Peki bu cinayetin faili tek kişi mi?
Kâr uğruna kolon kesen, malzemeden çalan müteahhit mi katil?
Göz göre göre ruhsat veren, denetim raporlarına imza atan bürokrat mı?
Yoksa bütün bu düzeni kuran, sürdüren, itiraz edenleri susturan siyaset mi?
Gerçek şu ki, bu bir zincir suçtur.
Ve zincirin en tepesinde, her şeyi dizayn eden bir siyasal akıl vardır.
Yıllarca “imar barışı” adı altında kaçak yapılar affedildi.
Bilim insanlarının uyarıları kulak arkası edildi.
Fay hatlarının üstüne göz göre göre şehirler kuruldu.
Müteahhit kazandı, bürokrat görmezden geldi, siyaset düzeni korudu.
Bedeli halk ödedi.
Sonra çıkıp “Bu kader” denildi.
Hayır.
Bu kader değil.
Bu tercihtir.
Aynı dünyada yaşıyoruz.
Aynı fay hatları Japonya’da da var,
Şili’de de, Kaliforniya’da da.
Ama oralarda deprem oluyor,
bizde mezarlıklar büyüyor.
Neden?
Çünkü gelişmiş ülkelerde bina, insan için yapılır.
Bizde ise insan, bina için feda edilir.
Oralarda bilim konuşur.
Burada ise “tevekkül” adı altında sorumluluk Allah’a havale edilir.
Oysa inancın özü şudur:
Allah akıl vermiştir.
Fikir vermiştir.
Önlem almayı emretmiştir.
Tedbirsizliği kutsamak, ihmali kader diye sunmak ne dindir ne de ahlaktır.
Bu ülkede deprem sonrası ilk saatlerde hâlâ koordinasyon sağlanamıyorsa…
Enkaz altındaki insanlar “Sesimi duyan var mı?” diye bağırırken yardım günler sonra geliyorsa...
Asker kışlada, vinçler garajda bekliyorsa...
Bu bir doğa olayı değil, yönetim krizidir.
Ve evet, bu yazı hükümetin aleyhinedir.
Çünkü bu ölümler siyasidir.
Çünkü bu yıkımın altında sadece beton değil, rantla örülmüş bir sistem vardır.
Bu yüzden “katil kim?” sorusunun cevabı tek bir isim değildir.
Katil, kaçak binayı affeden yasadadır.
Denetlemeyen imzada,
susanda, görmezden gelende ve bütün bunları mümkün kılan siyasi iradededir.
Unutmak isteyenler olacak.
“Yaraları sarmaya bakalım” diyenler çıkacak.
Ama adalet olmadan yara sarılmaz.
Hesap sorulmadan helalleşme olmaz.
6 Şubat’ı unutturmayacağız.
Çünkü unuttuğumuz her felaket, tekrar eder.
Çünkü hatırlamak, ölenlere borcumuzdur.
Çünkü bu ülkede insanlar kaderden değil, ihmallerden ölmeye devam etmesin diye…
Bu bir yas yazısı değil sadece.
Bu bir itirazdır.
Ve bu itiraz, enkaz altından yükselen bir çığlıktır.









































