Laiklik bir lüks değildir. Laiklik bir Batı özentisi hiç değildir. Laiklik, bu coğrafyada adam olmanın, insan kalabilmenin şartıdır.
Bugün 5 Şubat.
Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel değerlerinden biri olan laikliğin Anayasa’ya girdiği gün. Ama ne acıdır ki bugün, laikliği bir kazanım olarak değil, neredeyse bir “ayrıntı” gibi konuşur hale geldik.
Daha da acısı şu:
Laikliği savunması gereken kesimler, özellikle de kadınlar, bu ilkenin ne anlama geldiğini her zamankinden daha fazla unutuyor. Oysa laiklik, kadınların yalnızca yaşam tarzının değil, insan onurunun, birey olmasının, eşit yurttaşlığının teminatıdır.
Laiklik bir lüks değildir.
Laiklik bir Batı özentisi hiç değildir.
Laiklik, bu coğrafyada adam olmanın, insan kalabilmenin şartıdır.
Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün bu konuda söylediği aktarılan kısa ama çarpıcı bir ifade vardır. Laiklik tartışmaları sırasında kendisine yöneltilen itirazlara karşılık, sözü uzatmadan şöyle dediği anlatılır:
“Laiklik adam olmaktır.”
Bu kadar...
Ne uzun nutuk, ne süslü cümle. Çünkü Atatürk biliyordu ki, laiklik; aklın, vicdanın ve devletin birbirine karıştırılmaması meselesidir.
İnancın devlet sopası hâline getirilmemesidir.
Kimsenin kimseye nasıl yaşayacağını dayatmamasıdır.
Bugün Ortadoğu’ya baktığımızda, Atatürk Türkiye’sinin ne kadar istisnai bir yere oturduğunu daha net görüyoruz. Bizi Arap coğrafyasından ayıran şey etnik kökenimiz değil, kültürel üstünlüğümüz hiç değil; bizi ayıran şey laikliktir.
Laiklikten uzaklaştığınızda ne oluyor, görmek için çok uzağa gitmeye gerek yok:
Afganistan’da kız çocukları okula gidemiyor.
İran’da kadınlar saçlarının bir teli göründü diye öldürülüyor.
Devlet, Tanrı adına konuştuğunu iddia ettiğinde, ilk susturulan hep kadınlar oluyor.
Ve ne yazık ki bugün Türkiye’de, bütün bu örnekler gözümüzün önündeyken, laikliği “gereksiz”, “abartılmış” ya da “toplumumuza uymayan” bir ilke gibi gören bir rahatlık var. Bu rahatlık masum değil. Bu, hafıza kaybıdır.
Laiklik, kimsenin inancına düşmanlık değildir.
Tam tersine, herkesin inancını özgürce yaşayabilmesinin güvencesidir.
Devletin bir mezhebin, bir yorumun, bir yaşam tarzının tarafı olmamasıdır.
Atatürk’ün büyüklüğü de burada yatar.
O, bu coğrafyanın gerçeklerini herkesten iyi bildiği hâlde, “böyle gelmiş böyle gider” demedi.
Kader diye dayatılan karanlığa razı olmadı.
Bu topraklara, özellikle kadınlara, çağdaş bir hayatın mümkün olduğunu gösterdi.
Bugün laikliğin değerini bilmemek, sadece bir siyasi tercih değil;
Cumhuriyetin bize emanet ettiği aklı, özgürlüğü ve eşitliği hafife almaktır.
5 Şubat sadece bir tarih değildir. Bir hatırlatmadır.
Laikliğin ne demek olduğunu, neyi kaybetmek üzere olduğumuzu yeniden düşünme günüdür.
Çünkü laiklik hala şunu söylüyor:
İnsan, kul değildir.
Kadın, eksik değildir.
Devlet, vicdanın sahibi değildir.
Bir de, antilaik söylemlerini dini bir perspektife yaslayanlar var. Onlara gülüp geçiyorum. Daha dünün tarihi; kurtuluş mücadelesi dönemleri, başında sarığı, elinde âsâsı; işgalcıierle işbirliği yapan sözde din adamlarını yazıyor.
Ve evet…
Laiklik adam olmaktır.










































Sorsan insanı insan mı daha iyi tanır yoksa insanı yaratan mı diye? Diyecek ki yaratıcı insanı daha iyi tanır. Madem öyle insana insan mı daha iyi kural koyar yoksa insanı yaratan mı? TABİKİ RABBİMİZ biri en iyi bilen ve en iyi kural koyucudur. Yeryüzünün TEK hakimi odur. HAKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ ALLAHINDIR.
İlla laiklik adı altında İslam'a ve İslami kesime dokunmadan edemeyeceksiniz. Nedir bu sarıklı ve cübbeli insanlardan alıp veremediğiniz? Kemalist kesimde işgalcilerle işbirliği yapan hiç mi olmadı? Bir de Laiklik 'KUL' olmayı reddediyormuş. ALLAH ise insanlara 'KULLARIM' diye hitap ediyor. Fransa'nın çürümüş zihniyetini ALLAH'ın kanunları önüne koyarsanız işte ortaya böyle şaçmasapan bir yazı çıkar.
laiklik ile ilgili hiçbir sıkıntım yok. ancak birileri çıkar ve canı istiyor diye başörtüsüne, namaza, oruca vs vs yasak koymak isterse... sorulduğunda laikliğin gereği derse bu millet bunu kabul etmez. aslında laiklik, din ve vicdan özgürlüğünün de garantisidir. nasıl ki, birileri dinî, İslam'ı suistimal ediyorsa, başkaları da laikliği suistimal etti de edebilir de ... sonuç olarak bu ülkenin laiklik ile ilgili sorunu yok. ama özgürlüklerin önünde sürekli engel olarak laikliği koymak da yanlış.