Samsun Kent Haber köşe yazarı Av.Dr. Tufan Akcagöz, TCK'da direkt Silivri'nin kapısını açan maddeyi yazdığı köşe yazısında "Bugün bir köşe yazısı yazarsınız, yarın kendinizi hukuk terminolojisinin içinde bulabilirsiniz." dedi.
TCK Madde 217! Bu maddenin kapısı direkt Silivri'ye açılıyor!
Ne güzel bir çağda yaşıyoruz. Artık yalnızca ne söylediğimizden değil, söylediğimiz şeyin birilerince nasıl yorumlanabileceğinden de sorumluyuz.
Üstelik bu, modern hukuk düzeninin bize sunduğu ince düşünülmüş bir hassasiyet. Yanlış anlaşılma ihtimalini bile ciddiye alan bir sistemden söz ediyoruz. Daha ne olsun?
Türk Ceza Kanunu’na 13 Ekim 2022’de eklenen 217/A maddesi de bu zarif yaklaşımın ürünlerinden biri. Adı uzun, etkisi derin: “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu.” İsminin bile insanda saygı uyandırdığı inkâr edilemez. Kim halkı yanıltmak ister ki? Kim yanlış bilgi savunucusu olabilir? Soruyu böyle sorunca mesele zaten kapanıyor, tartışmaya da pek gerek kalmıyor.
Fakat küçük bir ayrıntı var.
Yanıltıcı bilgi nedir? Kim belirler? Ne zaman eleştiri olmaktan çıkar, ne zaman suç olur? Ve bu kanun maddesinin kapısı neden direkt Silivri’ye açılıyor? Ama bunlar teknik detaylar. Zaten hukuk dediğimiz şey biraz da sürpriz barındırmalı, değil mi? Fazla öngörülebilirlik insanı sıkabilir.
Bugün bir köşe yazısı yazarsınız, yarın kendinizi hukuk terminolojisinin içinde bulabilirsiniz. Bir yorum yaparsınız, bir değerlendirmede bulunursunuz, hop; kamu düzeni, genel sağlık, halkta endişe...
Kelimeler bir anda bambaşka ağırlıklar kazanır. Dilin böylesine dinamik olması gerçekten etkileyici.
En çok da gazeteciler için heyecan verici bir dönem.
Düşünsenize, mesleği bilgi paylaşmak olan insanlar, bilgi paylaşırken suçlama ihtimaliyle tanışıyor. Gazeteci halkta korku, panik, endişe yaratır mı? Normal şartlarda mantık “neden yaratsın?” diye sorar. Ama biz artık mantığın ötesine geçmiş durumdayız. İhtimaller çağındayız. Belki yaratmıştır. Belki yaratabilir. Belki birileri öyle hissetmiştir. Hukuki evren geniştir.
Üstelik uygulamadaki çeşitlilik de baş döndürücü.
Bir sabah uyanırsınız, bir gözaltı haberi. Bir başka gün, bir soruşturma. Hukuk devletinin dinamizmi! Sürekli hareket hâlinde bir sistem...
Durağanlık kimseye yakışmaz zaten. Özgürlük dediğin şey de biraz adrenalin istemez mi?
Ama işin şakası bir yana, ironinin bile bir yere kadar dayanabildiği bir gerçeklik var.
İfade özgürlüğü, demokrasilerin süsü değil, temelidir. Eleştiri, rahatsız edici olduğu ölçüde kıymetlidir. Hukuk devleti, yalnızca kurallarla değil, o kuralların özgürlükler karşısındaki tutumuyla anlam kazanır. İnsanların düşüncelerini açıklarken tereddüt ettiği bir ortamda, asıl yanıltıcı olan şey belki de kelimeler değil, sessizliğin kendisidir.
Kara günler geçer mi?
Evet, geçer; mutlaka geçecektir.
Tarih, geçtiğini söylüyor. Hukuk metinleri değişir, maddeler kalkar, yenileri gelir. Ama geriye şu soru kalır: Bir dönem, insanlar düşüncelerini açıklarken neden bu kadar tedirgindi?
Belki bir gün, gerçekten rahatça tartışabildiğimiz bir iklim geri geldiğinde, yapılacak ilk işlerden biri bazı prangaları hukuk metinlerinden sökmek olur.
Kim bilir...
Belki o gün, yanıltıcı bilgi kavramının en az tartışıldığı şey, özgürlüğün kendisi olur.










































tufan bey, sizin berrak vicdanınıza sesleniyorum.... Atatürkçü bir kadın, anbe olarak yazıyorum.... Rahmetli Atatürk'ün el yazısı var, Türk devletini kuran halka türk milleti denir, diyor.... sürekli farklı etnik kökene mensup insanlara doğrudan veya dolaylı Türküm dedirttik.... laza, Çerkese, gürcüye gösterdiğimiz özgürlüğü kürde göstermedik.... Kürtçe şarkıya bile tahammül edemedik... sürekli Kürt karşıtlığı maalesef vatandaşlarımızı öyle ya da böyle PKK ve uzantılarının kucağına itti... bazen iyileşmek için cdn yakıcı iğne, ilaç vs gerekebilir.... Atatürk bile Kürt sorunu için kafa yordu, çözümler aradı.... hiç değilse fikir hürriyeti, kültürel alanlarda vs vs biraz daha serbestlik verilemez mi.... elbette ki bu ülkede fikir özgürlüğü var ama terörün bitmesi için hic değilse tarafların eteğindeki taşları dökmesine izin verilemez mi... onların her dediğini yapalım, kabul edelim demiyorum... modern ülkelerde de terör vardı. bir şekilde konuşarak, yasa çıkararak vs vs çözüme kavuştular