Samsun Kent Haber köşe yazarı Av.Dr. Tufan Akcagöz, geleceğimizi ve gençleri tehdit eden uyuşturucu meselesini yazdığı köşe yazısında, "Bu kadar uyuşturucu bu ülkeye nasıl giriyor? Her geçen gün derinleşen bir çöküş var." dedi.
Asım’ın nesli mi?
“Asım’ın neslini inşa edeceğiz” diyerek iktidara geldiler. Yıllardır aynı cümleleri duyuyoruz. “Gençlik bizim geleceğimiz”, “Uyuşturucuya geçit vermeyeceğiz”, “Büyük operasyonlar yapılıyor.” cümleler tanıdık, sonuçlar değil.
Çünkü ortada bir başarı yok. Aksine, her geçen gün derinleşen bir çöküş var.
Bugün Türkiye’de, özellikle de Samsun gibi orta ölçekli kentlerde, uyuşturucu kullanımı sıradanlaştı. Artık bu bir “istisna” değil; mahallenin, okul çevresinin, parkların gerçeği. Gençler uyuşturucuyla tanışma yaşını ilkokul seviyesine kadar indirmiş durumda. Bu tabloya bakıp hala 'münferit' demek, gerçeği inkar etmektir.
Asıl soru basit:
Bu kadar uyuşturucu bu ülkeye nasıl giriyor?
Uyuşturucu üretimi Türkiye’de yapılmıyor. Yani sorun sokak başındaki gençte değil; sınırda, limanda, otoyolda, istihbaratta başlıyor. Bu kadar büyük bir arz, ancak kurumsal zafiyetle mümkün olur. Ya devlet görmüyor — ki bu başlı başına bir skandal — ya da görüyor ama engelleyemiyor.
Her iki ihtimal de aynı yere çıkıyor: yönetim başarısızlığı.
Samsun özelinde konuşalım. Limanı olan, Karadeniz’in en önemli şehirlerinden biri. Uyuşturucu rotaları açısından stratejik bir nokta. Buna rağmen gençler zehirlenirken kamuoyuna tatmin edici tek bir açıklama yapılmıyor. Ne kapsamlı bir rapor, ne şeffaf bir veri, ne de sorumluluk üstlenen bir yönetici var.
Normal bir ülkede ne olurdu?
Uyuşturucu kullanımında artış varsa:
• Emniyet yöneticileri değişir,
• İstihbarat birimleri sorgulanır,
• Yerel ve merkezi yönetim hesap verir,
• Önleyici sosyal politikalar devreye sokulur.
Peki burada ne oluyor? Hiçbir şey.
Kimse görevden alınmıyor. Kimse istifa etmiyor. Çünkü bu sistemde başarısızlık kariyer bitirmiyor, aksine görmezden geliniyor. Kurumlar değil, koltuklar korunuyor.
Sorun sadece güvenlik de değil. Gençler neden uyuşturucuya yöneliyor? İşsizlik, umutsuzluk, geleceksizlik, kamusal alanların yokluğu, niteliksiz eğitim, sosyal destek eksikliği!
Bunların hiçbiri tesadüf değil. Bunlar siyasi tercihlerdir.
Aslında tablo oldukça net:
Devlet, gençlere somut bir gelecek sunamıyor. Ne kaliteli eğitim, ne güvenceli iş, ne de kamusal yaşam alanı. Boşluğu ise uyuşturucu dolduruyor.
“Asım’ın nesli” söylemi bu yüzden anlamsız. Çünkü mesele bir “nesil inşa etmek” değil; mevcut nesli kaybetmemek. Ve şu an kaybediyoruz.
Gençler sokakta, devlet ise açıklama yapmamakta ısrarcı. Oysa gerçeklerle yüzleşmeden hiçbir sorun çözülmez. Bu ülke gençlerini kurtarmak istiyorsa, önce başarısız olduğunu kabul etmek zorunda.
Aksi halde geriye sadece şu soru kalır:
Bu kadar gürültüye rağmen, ortada neden hala bu kadar sessiz bir çöküş var?










































Sedat Peker’in 2021’de yayımladığı videolarda dile getirdiği uyuşturucu iddiaların da Türkiye’nin özellikle Kolombiya–Avrupa hattında bir transit ülke haline getirildiği, limanlar ve gümrükler üzerinden büyük ölçekli sevkiyatlara göz yumulduğu ve bu süreçte siyaset–bürokrasi–sermaye üçgeninde bazı isimlerin koruyucu rol oynadığını açıklamıştı. Sedat Peker, uyuşturucu ticaretinin kara para aklama mekanizmalarıyla sistem içine sokulduğunu savunmuştu. Sedat Peker'in isimlerini verdiği kişilere ve limanlara hiç dokunulmadı. Baronlara dokunulmayan operasyonların hiçbir anlamı ve haber değeri yoktur.Karapara ve uyuşturucu kardeştir.Karaparaya dokunulabilse uyuşturucu baronlarınada ulaşılabilir.Ama ekonomi karapara üzerinden yürüdüğü için kimse bu adamlara dokunmaz,dokunmak istemez.Bizde sanatçıları,sunucuları,küçük adamları konuşmaya devam ederiz.
Bunca uyuşturucu, zannımca CHP li belediyeler tarafından giriyordur.... Bunca CHP li belediyeler hakkında iddianameler düzenleniyor, buna şaşırmıyorsun da... Bunca uyuşturucu bu ülkeye nasıl girdiğine mi şaşırıyorsun.... Aklı sıra uyuşturucu üzerinden AKP ve cumhur ittifakıni eleştireceksin.... Yemezler.... Merhum Menderesi astiniz.... Özal'ı zehirlediniz.... Ama RTE yi yedirmeyiz, evvel Allah..... İnadına RTE, inadına AKP....
allah allah nasıl giriyor acaba ?