Samsun Kent Haber köşe yazarı Av.Dr. Tufan Akcagöz, son dönemde ünlü isimlere yapılan uyuşturucu operasyonları ile ilgili yazdığı köşe yazısında "Sistem artık taşıyamadığı yüklerden kurtulmak istiyor. Kontrollü temizlik mi tasfiye mi?" dedi.
TEMİZ ELLER Mİ? HADİ CANIM !
Son dönemde art arda gelen uyuşturucu operasyonları ve bu operasyonlar etrafında örülen 'devlet kararlılığı' söylemi, kamuoyunda haklı bir soru işaretini de beraberinde getiriyor: Gerçekten bir temizlik mi yapılıyor, yoksa yalnızca temizlik yapılıyormuş gibi mi gösteriliyor?
Zira Türkiye'de toplumun hafızası güçlüdür. Kimlerin, hangi iddialarla anıldığını; hangi dosyaların sessizce rafa kaldırıldığını; hangi soruşturmaların ise büyük bir gürültüyle servis edildiğini insanlar unutmaz. Bu nedenle bugün 'temiz eller' vurgusuyla sunulan operasyonların samimiyeti sorgulanıyorsa, bunun sebebi muhalefetin refleksleri değil, iktidarın geçmiş pratiğidir.
Samimiyet dediğimiz şey seçici olmaz. Eğer gerçekten kirli ilişkilerle, uyuşturucu ağlarıyla, karanlık para trafiğiyle mücadele edilecekse; bu mücadele sadece 'artık yük olmaya başlayanları' kapsamaz. Sadece gözden düşenleri, korunması maliyetli hale gelenleri hedef almaz. Aksi halde yapılan şey temizlik değil, tasfiyedir.
Bu noktada kamuoyunun sıkça hatırlattığı bir örnek var:
Bir dönem Binali Yıldırım'ın oğlu hakkında dile getirilen ciddi iddialar. Bu iddialar doğruydu ya da değildi; bunu bilemeyiz. Ama bildiğimiz bir şey var: Bu iddialar, bugünkü birçok dosyadan daha az konuşulmadı, daha az yankı uyandırmadı. Buna rağmen kapsamlı, şeffaf ve ikna edici bir soruşturmanın yürütüldüğünü de görmedik.
İşte samimiyet tam olarak burada ölçülür. Temiz eller operasyonu yapacaksanız, önce kendi ellerinize bakacaksınız. Siyasi yakınlık, akrabalık, geçmiş hizmetler birer zırh haline geliyorsa; hukukun terazisi bir tarafı ağır basacak şekilde ayarlanıyorsa, kimse anlatılan hikayeye inanmaz.
Bugün gelinen noktada şu izlenim oluşuyor: Sistem artık taşıyamadığı yüklerden kurtulmak istiyor. Uluslararası baskılar, ekonomik kırılganlıklar ve artan toplumsal huzursuzluk, daha geniş bir 'kontrollü temizlik' hamlesini zorunlu kılmış olabilir. Bu, bir tercih değil; bir mecburiyet gibi duruyor. Ve bu nedenle de kimse bunun gönülden yapılmış bir yüzleşme olduğuna ikna olmuyor.
Eğer gerçekten bir 'Temiz Eller' süreci başlatılacaksa, bunun yolu bellidir:
Dosyalar kimliklere göre ayrılmaz. Soruşturmalar siyasi takvime göre açılmaz.
Adalet, iktidara yakınlığa göre eğilip bükülmez.
Aksi halde ortaya çıkan şey, hukukun üstünlüğü değil; hukukun kullanışlılığı olur.
Ve son olarak şunu açıkça söylemeliyim:
Toplum, ortada gerçekten bir temizlik olup olmadığını, kime dokunduğuna bakarak anlayacaktır. Çünkü bu ülkede artık kimse lafa değil, kimin elinin gerçekten yıkandığına bakıyor.










































Ne gariptir ki ünlülere yapışan operasyon be resimler boy boy!Suçun adı kullamak.Yani uyulturucuyla işi olan birinin ilk derecede ki suçu.Peki neden cezaevin de yatan,dışarı da olan baronların ve onların alt kademedekilerinin torbacısna kadar neden boy boy haberleri ve resimleri ,kim oldukları,nereli oldukları yayınlanmıyor.Tüm Türkiye bilsin.